İş Kazası Geçirdim: Tazminat, SGK Bildirimi ve Hak Arama Süreci (Adana İş Kazası Davalarına Bakan Avukat)
İş Kazası Geçirdim: Tazminat, SGK Bildirimi ve Hak Arama Süreci
(Adana İş Kazası Davalarına Bakan Avukat)
İş kazası, çalışan bakımından yalnızca ani bir yaralanma olayı değildir. Tedavi süreci, çalışma gücü kaybı, gelir azalması, işverenin bildirim yükümlülükleri, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) işlemleri ve tazminat hakları birlikte değerlendirilmesi gereken hukuki sonuçlar doğurabilir.
İş kazası geçiren kişi çoğu zaman “İş kazası geçirdim, ne yapmalıyım?”, “İşveren iş kazasını SGK’ya bildirmedi, ne yapabilirim?”, “İş kazasında malul kaldım, tazminat hakkım var mı?” veya “İş kazası nedeniyle tazminat davası açmak istiyorum” sorularıyla hukuki bilgi aramaktadır. Her olayın çalışma şekli, kazanın gerçekleşme koşulları, sağlık raporları, kusur durumu ve SGK kayıtları farklı olduğundan, hak kaybını önleyecek değerlendirme somut olay üzerinden yapılmalıdır.
1- İş kazası hangi durumlarda meydana gelmiş sayılır?
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.13 uyarınca iş kazası; sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle, görevli olarak işyeri dışında bulunduğu zamanlarda veya işverence sağlanan taşıtla işe gidiş-geliş esnasında meydana gelen ve çalışanı bedenen ya da ruhen etkileyen olayları kapsayabilir.
Bu nedenle iş kazasının mutlaka fabrika, şantiye, atölye veya ofis içinde gerçekleşmesi gerekmez. Çalışanın iş amacıyla başka bir adrese gönderildiği sırada geçirdiği trafik kazası, işverenin servis aracıyla işe giderken yaşanan kaza ya da işin yürütümüyle bağlantılı farklı bir olay da koşulları varsa iş kazası niteliğinde değerlendirilebilir.
İş kazasının tespiti yapılırken olayın gerçekleştiği yer, zaman, iş ilişkisi, çalışanın yaptığı görev, tanık anlatımları, kamera kayıtları, sağlık kuruluşu belgeleri ve SGK kayıtları önem taşır. Kazanın iş kazası sayılması ile işverenin kusurlu olup olmadığı birbirinden farklı hukuki değerlendirmelerdir.
2- İş kazası geçiren çalışan ilk olarak ne yapmalıdır?
İş kazası sonrasında öncelik, gecikmeksizin sağlık hizmetine başvurulması ve tıbbi kayıtların eksiksiz oluşturulmasıdır. Acil servis kayıtları, epikrizler, istirahat raporları, ameliyat belgeleri, görüntüleme sonuçları ve sağlık kurulu raporları; hem tedavi süreci hem de ileride doğabilecek sosyal güvenlik ve tazminat talepleri bakımından önem taşır.
Kaza anına ilişkin tutanakların, varsa işyeri kamera kayıtlarının, olay yerinde bulunan kişilerin iletişim bilgilerinin, iş sağlığı ve güvenliği eğitim belgelerinin, kişisel koruyucu donanım kayıtlarının ve görevlendirme belgelerinin muhafaza edilmesi gerekir. Özellikle inşaat, üretim, lojistik, tarım, madencilik ve ağır sanayi işlerinde iş güvenliği ekipmanlarının sağlanıp sağlanmadığı, çalışanlara eğitim verilip verilmediği ve risk değerlendirmesi yapılıp yapılmadığı uyuşmazlığın çözümünde belirleyici olabilir.
Çalışanın işverene veya SGK’ya yapılacak bildirimleri tek başına yürütmesi her zaman mümkün olmayabilir. Bununla birlikte sağlık kayıtlarının alınması, olayın tarih ve yerinin yazılı olarak kayda geçirilmesi ve mevcut delillerin korunması, sonraki sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar.
3- İşveren iş kazasını SGK’ya bildirmek zorunda mıdır?
İşveren, meydana gelen iş kazasını kayıt altına almak ve belirli süre içinde SGK’ya bildirmekle yükümlüdür. 5510 sayılı Kanun m.13 ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.14 uyarınca iş kazasının, kural olarak kazadan sonraki üç iş günü içinde SGK’ya bildirilmesi gerekir.
İşverenin bildirim yükümlülüğü, yalnızca şekli bir işlem değildir. Bildirimin yapılmaması; çalışanın geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri veya diğer sosyal güvenlik haklarına erişimini geciktirebilir. Ayrıca 5510 sayılı Kanun m.21 gereğince, iş kazasının süresinde SGK’ya bildirilmemesi hâlinde bildirim tarihine kadar sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin işverenden tahsili gündeme gelebilir.
“İşveren iş kazasını SGK’ya bildirmedi, ne yapmalıyım?” sorusunun cevabı, olayın özelliklerine göre değişmekle birlikte; sağlık kayıtları, tanıklar, işyeri belgeleri ve diğer deliller üzerinden olayın iş kazası olduğunun ortaya konulması mümkündür. İşverenin bildirim yapmaması, tek başına olayın iş kazası sayılmasına engel değildir.
4- SGK iş kazasını kabul etmezse ne olur?
SGK’nın bir olayı iş kazası olarak kabul etmemesi, çalışanın veya hak sahiplerinin bütün haklarının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Olayın iş kazası niteliğinin yargı yoluyla tespit edilmesi gündeme gelebilir.
İş kazasının tespiti bakımından; çalışanın sigortalılık durumu, olayın işyeri veya işin yürütümü ile bağlantısı, olayın ani şekilde meydana gelmesi ve ortaya çıkan bedensel ya da ruhsal zarar arasındaki bağ incelenir. İşyerinde yaşanan her olay otomatik olarak iş kazası sayılmayacağı gibi, işyeri dışında gerçekleşen her olayın da iş kazası kapsamı dışında kaldığı söylenemez.
5- İş kazasında işverenin kusuru nasıl belirlenir?
İş kazası sonrasında tazminat sorumluluğu değerlendirilirken işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği araştırılır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.4 uyarınca işveren; mesleki riskleri önlemek, gerekli araç ve gereçleri sağlamak, çalışanlara eğitim ve bilgi vermek, risk değerlendirmesi yapmak, alınan önlemleri denetlemek ve uygunsuzlukları gidermekle yükümlüdür.
İşverenin iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi veya dışarıdan hizmet sağlayıcısı ile çalışması, kendi yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Çalışana baret, emniyet kemeri, koruyucu gözlük, eldiven, güvenli makine ekipmanı veya uygun çalışma alanı sağlanmamışsa; iş güvenliği eğitimi verilmemişse ya da tehlikeli çalışma biçimi denetlenmemişse, kusur incelemesi bu eksiklikler üzerinden yapılabilir.
Türk Borçlar Kanunu m.417 uyarınca işveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak ve araç gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlüdür. İşverenin kanuna veya sözleşmeye aykırı davranışı sebebiyle işçinin ölümü veya vücut bütünlüğünün zedelenmesi hâlinde, doğan zararların tazmini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.
6- İş kazasında kusur oranı tazminatı etkiler mi?
İş kazası dosyalarında kusur oranı; işverenin, çalışanın ve varsa üçüncü kişilerin davranışları dikkate alınarak teknik bilirkişi incelemesiyle belirlenebilir. İşverenin gerekli güvenlik önlemlerini almaması, çalışanın uygun eğitim verilmeden tehlikeli işe yönlendirilmesi, makine veya ekipman eksiklikleri, denetim yetersizliği ve iş organizasyonundaki bozukluklar kusur değerlendirmesinde önem taşır.
Çalışanın iş sağlığı ve güvenliği kurallarına aykırı davranıp davranmadığı da inceleme konusu olabilir. Ancak çalışanın belirli bir kusurunun bulunması, işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Özellikle eğitim verilmemesi, denetimin yapılmaması veya tehlikeli çalışma koşullarının işveren tarafından oluşturulması hâlinde, çalışan kusurunun kapsamı somut olayın bütün koşullarıyla değerlendirilmelidir.
İş kazası tazminatı, kusur oranı dışında çalışanın yaşı, geliri, mesleki durumu, sürekli iş göremezlik oranı, iyileşme süreci ve SGK tarafından bağlanan gelirler gibi birçok veriye göre hesaplanır. Bu nedenle “İş kazasında ne kadar tazminat alırım?” sorusuna dosya incelenmeden kesin bir tutar üzerinden cevap verilmesi isabetli değildir.
7- İş kazasında yaralanan veya malul kalan işçinin hakları nelerdir?
İş kazası sonucu yaralanan işçinin, olayın koşullarına göre SGK tarafından sağlanan geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri, tedavi yardımları ve diğer sosyal güvenlik hakları gündeme gelebilir. Bunun yanında işverenin kusuru bulunuyorsa maddi ve manevi tazminat talepleri de değerlendirilir.
Maddi tazminat hesabında; çalışanın kaza tarihindeki geliri, sürekli iş göremezlik oranı, aktif ve pasif dönemleri, yaşam beklentisi, meslekte kazanma gücü kaybı ve SGK ödemeleri dikkate alınabilir. Özellikle “İş kazasında ayağımı sakatladım”, “İş kazasında parmağımı kaybettim”, “İş kazası sonucu engelli kaldım” veya “İş kazasında rapor aldım, tazminat hakkım var mı?” şeklindeki başvurularda maluliyet raporunun niteliği belirleyici niteliktedir.
Manevi tazminat ise kaza nedeniyle yaşanan bedensel zarar, tedavi süreci, kalıcı etkiler, duyulan acı ve yaşam kalitesindeki azalma gözetilerek değerlendirilir. Bu talebin miktarı her dosyanın özelliklerine göre belirlenir; standart ya da herkes için geçerli sabit bir tazminat tutarı bulunmaz.
8- İş kazasında maddi ve manevi tazminat davası açılabilir mi?
İşçi ile işveren arasındaki iş kazasından doğan zararların tazmininde özel sözleşmesel dayanak, Türk Borçlar Kanunu m.417/3 hükmüdür. Buna göre işverenin kanuna veya sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü veya vücut bütünlüğünün zedelenmesi hâlinde, doğan zararların tazmini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir. Türk Borçlar Kanunu m.49 ise kusurlu ve hukuka aykırı fiille başkasına zarar veren kişinin bu zararı gidermekle yükümlü olduğuna ilişkin genel haksız fiil ilkesi olarak, somut olayın koşullarına göre tamamlayıcı nitelikte değerlendirilir.
Tazminat davasında iş kazası tutanağı, SGK tahkikat evrakı, ceza soruşturması veya ceza davası dosyası, işyeri kayıtları, sağlık raporları, bilirkişi incelemesi, tanık beyanları, kamera görüntüleri ve iş güvenliği belgeleri değerlendirmeye alınabilir. Bir belgenin eksik veya işveren kayıtlarının yetersiz olması, her durumda tazminat isteminin dinlenemeyeceği anlamına gelmez; mevcut deliller birlikte incelenir.
İş kazası nedeniyle tazminat davası açılmadan önce, uyuşmazlığın niteliğine göre dava şartı arabuluculuk sürecinin gerekip gerekmediği de değerlendirilmelidir. Süreç, iş kazasının tespiti, SGK işlemleri, kusur incelemesi ve tazminat hesabı bakımından birden çok hukuki başlık içerebilir.
9- Ölümcül iş kazasında eşin, çocukların ve yakınların hakları
İş kazası sonucu ölüm meydana gelmişse, ölen çalışanın yakınları bakımından SGK gelirleri ve tazminat talepleri doğabilir. Eş, çocuklar ve olayın koşullarına göre ölenin desteğinden fiilen yararlanan kişiler; destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunabilir.
Türk Borçlar Kanunu m.53 uyarınca ölüm hâlinde cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve çalışma gücü kaybından doğan zararlar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin kayıpları tazminat kapsamında değerlendirilebilir.
“Babam iş kazasında öldü, tazminat hakkımız nedir?”, “Eşim iş kazasında vefat etti, ne yapmalıyım?” veya “İş kazasında çocuğumu kaybettim, şirketten tazminat alabilir miyim?” sorularında; ölen kişinin çalışma geliri, destek ilişkisi, hak sahipliği, kusur durumu, SGK tarafından bağlanan gelirler ve olayın meydana geliş biçimi ayrıntılı biçimde incelenmelidir.
Yakınların manevi tazminat talepleri de ölümün meydana geliş koşulları, duyulan elem, tarafların kusur durumu ve olayın etkileri değerlendirilerek ele alınabilir.
10- İş kazası tazminatı nasıl hesaplanır?
İş kazası tazminatında tek bir hesaplama yöntemi veya herkese uygulanacak sabit bir rakam bulunmaz. Hesaplamada genellikle çalışanın kaza tarihindeki ücretinin gerçek tutarı, yaşı, mesleği, sürekli iş göremezlik oranı, kusur oranları, çalışma gücündeki kayıp, SGK tarafından yapılan ödemeler ve ekonomik veriler dikkate alınır.
Kayıt dışı ücret, elden ödeme, prim, fazla çalışma ücreti veya düzenli sosyal yardım gibi gelir unsurlarının bulunması hâlinde, gerçek ücretin ispatı ayrıca önem kazanır. Banka hesap hareketleri, ücret bordroları, tanık anlatımları, emsal ücret araştırması ve işyeri kayıtları bu değerlendirmede kullanılabilir.
Bu sebeple “İş kazası tazminatımı hesaplayacak avukat” veya “İş kazasında ne kadar tazminat alırım?” sorularına, yalnızca yaklaşık tutar verilmesine odaklanmak yerine; sağlık raporu, ücret verisi, SGK dosyası ve kusur değerlendirmesinin birlikte incelenmesi gerekir.
11- İş kazası dosyasında hangi belgeler önem taşır?
İş kazası sonrasında aşağıdaki belgeler, olayın tespiti ve hak arama süreci bakımından önem taşıyabilir:
Acil servis kayıtları, epikrizler ve tedavi belgeleri
İstirahat raporları ile sağlık kurulu raporları
İş kazası tutanağı ve kolluk kayıtları
SGK iş kazası bildirgesi ve tahkikat belgeleri
Ceza soruşturması veya ceza davası evrakı
İş sözleşmesi, ücret bordroları ve banka hesap dökümleri
SGK hizmet dökümü ve işe giriş bildirgesi
İş sağlığı ve güvenliği eğitim belgeleri
Risk değerlendirmesi, talimatlar ve kişisel koruyucu donanım teslim kayıtları
Kamera kayıtları, fotoğraflar ve tanık bilgileri
Görevlendirme yazıları, servis kayıtları ve işyeri giriş-çıkış verileri
Her dosyada aynı belgeler bulunmayabilir. Mevcut belgelerin korunması, kaybolabilecek dijital kayıtların gecikmeksizin tespit edilmesi ve olayın somut koşullarının doğru kurulması önemlidir.
12- İş kazası nedeniyle hukuki değerlendirme yapılırken nelere bakılır?
Adana’da meydana gelen iş kazalarında da değerlendirme; işyerinin bulunduğu alan, yapılan işin niteliği, işverenin organizasyon yapısı, alt işveren ilişkileri, çalışanın sigortalılık durumu, SGK kayıtları, sağlık belgeleri ve kusur verileri üzerinden yapılır. İnşaat, tarım, tekstil, üretim, lojistik, depo, nakliye ve sanayi faaliyetlerinde iş kazası riski farklı biçimlerde ortaya çıkabilir.
Özellikle alt işverenli çalışma bulunan işyerlerinde, iş güvenliği önlemlerinin hangi işveren tarafından alınacağı, denetim yükümlülüğünün nasıl yerine getirildiği ve çalışan üzerindeki fiilî yönetim yetkisinin kimde bulunduğu önem taşır. İşverenler arasındaki sözleşmeler, çalışanın iş sağlığı ve güvenliği yönünden korunmasına ilişkin yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.
İş kazası nedeniyle hak arama sürecinde amaç; olayın iş kazası niteliğinin, sorumluluk koşullarının, gerçek zararın ve sosyal güvenlik haklarının somut deliller üzerinden belirlenmesidir. Her olay kendi özellikleri içinde değerlendirilmelidir.
13- İş kazası hakkında hukuki bilgi ve dosya incelemesi
İş kazası; SGK bildirimi, iş kazasının tespiti, maluliyet raporu, kusur incelemesi, maddi tazminat, manevi tazminat ve ölüm hâlinde yakınların hakları bakımından çok yönlü sonuçlar doğurabilir. Sağlık raporlarının, işyeri kayıtlarının ve SGK evrakının birlikte değerlendirilmesi, sürecin doğru yürütülmesi bakımından önem taşır.
Online ve Telekonferans ile de hizmet verdiğimiz Adana'da bulunan avukatlık ve arabuluculuk ofisimizde iş kazalarına ilişkin uyuşmazlıklara ilişkin hukuki değerlendirme, somut olayın belgeleri ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde tarafımızca yapılmaktadır. Somut olayınıza göre başlatmayı düşündüğünüz hukuki yollar ile ilgili daha detaylı bilgi almak isterseniz size daha somut bir şekilde yardımcı olabiliriz.
Avukat Arabulucu Bilirkişi Ebru Civelek Çetin
